Kanser Tedavisi - Kanser Hastanesi - Medical Park

Kanser Tedavisi

Kanser tedavisi bölümler arasında çok yakın bir işbirliği gerektiren takım oyununa benzer. Tanı aşamasında görüntüleme, patoloji ve biyokimya uzmanları ile endoskopistlerin de dahil olduğu bu takımda tedavi aşamasına gelindiğinde aşağıdaki 3 faktör başrolü oynar.

1) Hastalıklı dokuları cerrahi müdahelelerle vücuttan uzaklaştıran cerrahlar ve girişimsel tedaviler uygulayan uzman hekimler

2) Kanser hücrelerini çok çeşitli sınıftan ilaçlarla yokeden ve bağışıklık arttırıcı ilaçları uygulayan medikal tıbbi onkologlar

3) Hastalıklı dokuları radyoaktif ışınlarla yok eden radyasyon onkologları

Bu tedavilerin alanlarında uzmanlaşmış hekimlerce yapılmaları yaşamsal öneme sahiptir. Hastalar, kendilerine kendilerine tedavi ve kanser ilaçları uygulayan hekimlerin medikal onkolog olup olmadıklarını mutlaka sorgulamalıdırlar.

Standart ve Opsiyonel Tedaviler

Kanser tedavisi tıbbın en yoğun emek isteyen ve ciddi alanıdır. Bu alanda keyfiliğe yer yoktur. Toplumda çok ender rastlanan bazı kanser türlerinde standart tedavi kabul edilebilecek tedavi yöntemlerinin henüz oluşmadığı istisnai durumlarda medikal onkologlar kişisel deneyimlerimlerinde yararlanarak uygulayabilirler ki, bu tedavilere “opsiyonel tedaviler” denmektedir. Ancak kanserlerin büyük kısmında uygulanan tedaviler “standart tedavilerdir.” Bu tedavilerde hekimin kendi başına karar vermesi söz konusu değildir.

 

1) Kemoterapi:

Kanser hücrelerini tahrip eden, büyüme ve çoğalmasını engelleyen kanser ilaçları kullanılarak yapılan tedaviye kemoterapi denir. Kemoterapi tek başına kullanılabileceği gibi radyoterapi ile birlikte, ameliyattan önce ya da sonra uygulanabilmektedir. Kemoterapi ilaçları ağızdan ve kalçadan damar içine verilmek suretiyle cildin üzerine ve altına veya bazı organ ve dokulara yönelik çeşitli yöntemlerle verilebilir. Bazen hastanın ve uygulanacak ilaçların özelliğine göre önceden takılmış kataterlerden de kemoterapi uygulamaları yapılabilir. kanser Bu kataterlerin bir kısmı tamamen cilt altına yerleştirilmiş olabilir. Kanser tedavisi için ilaç uygulama sıklığı ve toplam ilaç uygulama süresi, hastalığın ve uygulanan ilaçların özelliğine tedavinin amacına ve tedaviye verilen yanıta bağlı olmak üzere medikal onkoloğun vereceği karar doğrultusunda belirlenir.

Kanserin türü ve gelişme evresine göre değişmekle birlikte kemoterapinin kullanım amaçları şunlardır:

  • Hastalığı tedavi etmek
  • Hastalığın yayılmasını önlemek
  • Hastalığın büyümesini yavaşlatmak
  • Başka bir yere yayılmış olma ihtimali olan kanser hücrelerini yok etmek
  • Hastalığa bağlı rahatsızlıkları / şikâyetleri azaltmak

Her gün ilaç uygulanabileceği gibi birkaç gün üst üste, hatta bir, onbeş günde bir, 21 ve ya 28 günde bir şeklinde değişik uygulamalar da yapılabilir.

İlaçların uygulanması ve uygulamayı takip eden istirahat süresinden oluşan birim zamana “1 kür” denilir. Bazı kanser türlerinde toplam kür sayısı baştan belliyken, bazı durumlarda  hastalığın seyrine göre zaman içinde medikal onkolog tarafından karar verilir.

Kemoterapi uygulamaları tüm dünyada çoğunlukla ayaktan (outpatient) yapılır. Bazı durumlarda hastanın hastaneye yatması gerekebilir.

Kan alma ya da herhangi bir enjeksiyon sırasında hissedilenden daha fazla ağrı ya da acı hissedilmez.  Bazen ilaç damar dışına sızabilir ve iğnenin takılı olduğu damar çevresinde şişlik, kızarıklık, acı ya da yanma hissedilebilir. Böyle bir durumda hemen hemşirenize haber vermelisiniz. Çünkü bu durum iğnenin damar dışına çıkması sonucu olabilir ve hemen müdahale edilmezse ileride o bölgede doku hasarı meydana gelebilir.

 

2) Radyoterapi (Işın Tedavisi)

Radyoterapi, yüksek enerjili X-ışınları, elektron demetleri ve radyoaktif izotoplar yoluyla kanser hücrelerini öldürmek ve tümörleri küçültmek için kullanılan en eski ve etkili kanser tedavi metodlarından biridir. Radyasyon tedavisi ışınlanan tedavi alanındaki hücrelerin genetik materyaline zarar vererek bu hücrelerin büyüyüp, çoğalmasını önler. Radyasyonun  kanser hücrelerine etkisi iyonizasyon yoluyla olmaktadır. Bu etki iki farklı şekilde gerçekleşir; bazı hücreler radyasyon sonrasında direkt etkilendiğinden hemen ölürler, bazılarının ise kromozom ve DNA’larında hasar oluşur, çoğalamazlar ve ölürler. Radyasyon tedavisi ile kanser hücrelerinin yanı sıra normal hücreler de hasar gördüğü halde, normal dokuların pek çoğu iyileşir ve normal fonksiyonlarını kazanırlar.

Günümüzde ileri teknolojik gelişmeler sayesinde radyoterapinin kullanımı da çok ilerleme kaydetmiş ve gerek tedavi sonuçları gerekse yan etkilerin azaltılması açısından en başarılı tedaviler arasına girmiştir. Başarılı bir tedavide esas olan, uygun ve etkili radyasyon dozu tümöre uygulanırken, etraftaki normal dokunun mümkün olan en az dozu almasını sağlamaktır. Eskiden kullanılan geleneksel metodlar ile bu amaca ulaşmak çok zor hatta neredeyse olanaksız iken yeni teknik yöntemler ile mümkün olan en iyi ışınlama yapılabilmektedir. Bu yöntemler içerisinde en çok kullanılanı üç boyutlu konformal radyoterapidir (3BKRT). Geleneksel yöntemlerde kullanılan 2 boyuta (en, boy), derinlik boyutunun da eklenerek yeni bir bilgisayar yazılımı yardımıyla  yapılan tedavi planlamasına 3 boyutlu tedavi planlaması denilir.
kanser

Planlama ve tedavi aşamasında tümör volümü ve tedavi alanındaki normal doku volümleri gerçek anlamda değerlendirilebilir, bu sayede doz yetersizliklerinin önüne geçilir. Tedavide multiple sahalar kullanılarak hedef volüm konformal olarak ışınlanır. Bu sayede tümörlü dokuya daha yüksek doz verilebildiğinden hastalığın lokal kontrolü artar ve sağkalıma da etkili olabilir. Tüm bunların yanı sıra normal dokuya ait istenmeyen yan etkiler azalır ve hastanın yaşam kalitesi artar.

Intensity Modulated Radiation Therapy (IMRT) üç boyutlu konformal radyoterapinin (3D-CRT) geliştirilmiş bir şeklidir. Binlerce radyasyon hüzmesinin akımı, ileri bir bilgisayar yazılımı yardımıyla, farklı tedavi volümlerine değişik şiddette radyasyon vermek suretiyle ayarlanabilir. Böylece tümörlü dokuyu yok edecek mümkün olan en yüksek doz, normal dokuya en az hasar vererek uygulanabilir.  Tedavi planlaması sırasında hastanın üç boyutlu bilgisayarlı tomografi kesitleri kullanılır. Işınlanacak tümör volümü ve yüksek doz radyasyondan korunması gereken sağlıklı dokular belirlenir. Klasik tekniklere göre IMRT tekniği planlaması ve uygulaması biraz daha uzun sürmektedir ancak yüksek tümör kontrolü ve azalmış yan etkiler nedeniyle özellikle bazı kanserlerde tercih edilmelidir.

Günümüzde IMRT; prostat kanseri, baş-boyun kanserleri, meme kanseri, tiroid ve akciğer kanserinin yanında jinekolojik, karaciğer, beyin tümörleri, lenfoma ve sarkomların tedavisinde de kullanılmaktadır. IMRT ayrıca pediatrik tümörlerin tedavisinde de çok faydalıdır.

Linear Akseleratör: Radyoterapi uygulanacak hastalarda en son teknolojik özelliklere sahip yüksek enerjili X ışını üreten lineer akseleratör cihazı kullanılmaktadır. Kliniğimizde bulunan Siemens Oncor marka Lineer Akseleratör cihazı ile 6 ve 15 MV foton enerjileri ile 6, 9, 12, 15, 18, 21 MeV elektron enerjilerinde tedavi yapabilmek mümkündür. Multileaf ve asimetrik kolimatörleri sayesinde, ışınlama sırasında normal dokular maksimum korunurken, tümörlü dokuya maksimum dozu verebilmek mümkün olmaktadır. Cihazın elektronik portal görüntüleme özelliği sayesinde hastaların tedavi alanlarını online görüntüleyebilmek ve tedavileri sırasında görüntülü olarak kontrol etmek mümkündür.

 

3) Cerrahi Yöntemler:

Bir genel cerrah tarafından tedavi edilebilen kanser türleri geniş bir yelpaze oluşturmaktadır. Sindirim sistemi organlarından yemek borusu, mide, oniki parmak bağırsağı, ince ve kalın bağırsaklar ve makat bölgesinin kanserlerine ilaveten karaciğer, safra kesesi ve safra yolları ile pankreas bezinin kanserleri, karın duvarı, zarları ve yağlı dokuların kanserleri, meme, tiroit ve paratiroit bezlerinin yanı sıra dalak ve böbrek üstü bezlerinin kanserleri ve ayrıca bazı cilt ve yumuşak dokuların kanserleri genel cerrahi alanında tedavi edilebilen hastalıklardır. kanser tedavisi Bir kitle oluşturarak kendini gösteren tüm kanserlerin tedavisindeki en önemli basamak, mümkünse kitleyi çevresindeki kabul edilebilir temiz bir doku sınırı ile birlikte çıkartmaktır. Hedef genellikle hastalığın bölgesel tekrarlama riskini % 10’un altında tutmak ve hastanın beklenen hayat süresini 5 yıla yaklaştırmaktır.

Günümüzde halen birçok kanserin tedavi sürecinde cerrahi operasyonlar, tedavi programının omurgasını oluşturmaktadır. Kanser cerrahları sadece cerrahi alanındaki başarıları ile kalmayıp hastalığın tanısını koymakta ve operasyon kararını vermeden önceki dönemde hastalığın safhasını belirleme ve cerrahi tedavinin stratejisini şekillendirme konusunda yeterli olmalıdır. Onkolojik cerrah ayrıca hastanın kendisi ve yakınlarını fiziksel ve ruhsal olarak tedaviye hazırlama konusunda yetkin olmalıdır. Aynı zamanda operasyondan sonraki süreçte hastanın günlük hayatındaki beslenmesinden fiziksel aktivitesine, psikolojik ve sosyal durumlarından alternatif tedavi seçimi kararına kadar destek verme konusunda yeteneğe sahip olmalıdır.

Kanserin tedavisi kuşkusuz hastalığın insan vücudunda etkilediği tüm noktaların ve fonksiyonların bilinerek çok yönlü olarak yapılan bir tedavi olup, modern tıpta tamamen bir takım işidir. Genel cerrah veya kanser cerrahı bu takımın bir parçasıdır ve hasta adına başarının yakalanması bu takımın üyelerinin yakın ve uyumlu çalışmasına bağlıdır. Takımın üyeleri onkoloji cerrahının yanında medikal onkoloji uzmanı, radyasyon onkoloji uzmanı, onkoloji (kanser) konusunda psikiyatri uzmanı ve psikolog, yine aynı deneyime sahip olan diyet uzmanı ve fizyoterapisttir. Ayrıca gerektiğinde konu ile ilgili yeterli tecrübeye sahip patoloji ve radyoloji uzmanları, nükleer tıp, enfeksiyon hastalıkları, gastroenteroloji ve diğer sistemleri ilgilendiren uzmanların desteği de tedavi sürecinde vazgeçilmez unsurlardır.

 

4) Tamamlayıcı (Alternatif) Tıp:

Günümüzde kanser hastalarının yaşam kalitesini artırmak amacıyla uygulanan yöntemlerden bir tanesi de Tamamlayıcı Tıp’tır. Beslenme desteği, akupunktur, biofeedback ve neurofeedback gibi geniş bir çerçevede uygulama alanına sahip olan Tamamlayıcı Tıp dünyanın önde gelen hastanelerinde kanserle mücadele konusunda kabul edilmekte ve uygulanmaktadır.

Ne yazık ki birçok kanser hastası kulaktan dolma bilgilerle ve çevresindeki insanların önerileriyle tedavi amaçlı olarak bitkisel karışımlar kullanmaktadır. Oysa bu bitkisel karışımlar doğru kullanılmadığında birçok zarara yol açabilir. Kimi bitkisel kökenli desteklerin ameliyattan önce kesilmesi gerekirken, kimileri ise kanser ilaçlarının etkisini azaltmaktadır. Bu gerçekten yola çıkarak birçok hastane bünyelerinde Tamamlayıcı Tıp bölümleri kurarak bilimsel gerçeklerle örtüşen, hastalara kanser tedavisi sürecinde yarar sağlayan bitkisel çözümler önermektedir.

Tamamlayıcı Tıp içerisindeki en önemli uygulamalardan olan akupunktur kemoterapinin bulantı, radyoterapinin göz, ağız kuruluğu gibi yan etkilerinin giderilmesine yardımcı olurken halsizlik, ağrı, depresyon, stres gibi etkilerin giderilmesinde de kullanılmaktadır. Bu sayede kanser tedavisinde oldukça önemli olan hasta moral ve motivasyonu üst seviyelere taşınmaktadır.
kanser tedavisinde tamamlayıcı tıp

Ayrıca yapılan bilimsel çalışmalar akupunkturun kemoterapi sırasında ve sonrasında ortaya çıkabilen uykusuzluk (insomnia) ve lökopeni (kan hücrelerinin azalması) problemlerine karşı da etkiyi olduğunu ortaya çıkarmıştır.

Akupunktur ayrıca serotonin ve endorfin gibi pozitif duyguları tetikleyen hormonların salgılanmasını kolaylaştırarak kemoterapi sırasında ortaya çıkan ve hastanın yaşam kalitesini düşüren halsizlik, anksiyete, depresyon gibi hislerin giderilmesinde de yardımcı olmaktadır.

Biofeedback ve Neurofeedback

Kanser tedavisi sürecinde izlenebilen biofeedback ve neurofeedback uygulamaları ise özellikle hastanın moral motivasyonunu yüksek tutmak için kullanılan yöntemlerdir. Hastayı endişe ve sıkıntıdan uzak tutan bu uygulamaların yanı sıra düşüncesel görüntüleme yöntemi adı verilen ve hastaları kendilerine özgü mutluluk yolculuklarına çıkaran Guided Imagery de dünyanın önemli hastanelerinde kullanılan etkili bir yöntemdir.

Kanser tanı aşamasından tedavisine kadar oldukça zor ve yorucu bir hastalık olmasına rağmen Tamamlayıcı Tıp uygulamalarının pozitif etkisi hastanın moralini üst düzeyde tutmasına yardımcı olmakta, tıbbi faydalarının yanı sıra hastaların yaşam kalitesini de yükselterek hastalığı yenmenin mümkün olduğu inancını artırmaktadır.