Karaciğer Kanserinin Yeni Düşmanı Radyoembolizasyon - Kanser Hastanesi - Medical Park

Karaciğer Kanserinin Yeni Düşmanı Radyoembolizasyon

Radyoembolizasyon

Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Nükleer Tıp Bölümü’nden Uzm. Dr. Harun Süslü ve Girişimsel Radyoloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Özhan Özgür, Radyoembolizasyon hakkında bilgilendiriyor.

Medical Park Antalya Hastane Kompleksi’nde, medikal onkoloji, nükleer tıp ve girişimsel radyoloji bölümünün ortak çalışması sonucu kanserle savaş, teknolojik gelişmelerle birlikte hız kazanmıştır. Karaciğer kanserinde; karaciğerin atardamarından ameliyatsız olarak verilen, hastaya özel radyoaktif maddeciklerle tümör tedavisi yapılmakta ve yüz güldürücü sonuçlar alınmaktadır.

Radyoembo

Radyoembolizasyon, ameliyat edilemeyen hastalarda, karaciğer kanserlerinde kullanılan bir tedavi metodudur. Radyoembolizasyon, karaciğer kanserinin bulunduğu bölgede hem radyasyon tedavisi hem de embolizasyon işlemini aynı anda uygulayarak çift etkiyle kanser hücrelerinin ölmesini sağlayan güncel bir uygulamadır. Tümörün cerrahi yolla çıkarılamadığı durumlarda tedavi şansı sağlayan yeni bir yöntemdir.

Bu yöntem tümörde küçülme ya da tam kaybolma sağlayabiliyor ve hastanın yaşam süresini uzatıyor. Tümöre yüksek radyasyon dozu verilerek tümörün yok edilmesi esasına dayanıyor. Biz bu tedavide hastaya radyoaktif bir ilaç veriyoruz. Bunu vermek için nükleer tıp, girişimsel radyolojiyle beraber çalışıyor. Bir kateter yardımıyla karaciğerde tümörü besleyen damara, hepatik artere girilerek bu radyoaktif ilaç veriliyor.
Bu tedaviyi uygulayabilmek için nükleer tıp, girişimsel radyoloji ve medikal onkoloji bölümlerinin aynı anda, birlikte beraber çalışması gerekiyor. Nükleer tıp ilacın hazırlanması, hastaya verilmesi, görüntülenmesi aşamalarında, girişimsel radyoloji ise kateter yardımıyla bu işleminin yapılmasında görev alıyor.

Radyoembolizasyon tedavisi kimlere uygulanır? Tedavi kararını kimler verir?

Tedavi kararı çoğu zaman onkoloji, nükleer tıp, radyasyon onkolojisi, genel cerrahi, radyoloji ve tedaviyle ilgili diğer branşların ortak konsey kararıyla verilmektedir.

Nükleer tıp dalı hastaya uygulanacak tedavideki uygun dozların değerlendirilmesi, hastaya spesifik doz uygulaması, işlem önce ve sonrası kanserli dokunun metabolizmasının PET/BT tetkikiyle yorumlanması, tedavi sonrası işlem başarısının değerlendirilmesi gibi konularda tedaviye destek vermektedir.

Radyoembolizasyon

Radyoembolizasyon tedavisi iki aşamalı bir işlemdir. Her iki aşama da anjiografi odasında, anjiografi cihazı eşliğinde uygulanmaktadır. İlk aşamada kasık atardamarlarından girilerek, karaciğer damarlarının görüntülenmesi amacıyla karaciğere yönelik girişimsel radyolog tarafından anjiografi işlemi gerçekleştirilir. Bu sayede karaciğer içerisinde yerleşim gösteren kanser odağının yeri, boyutu, damarlanması saptanmış olur. Kanser odağının karaciğer içerisinden hangi damarlarla beslendiği öğrenilir. Ayrıca bu ilk aşama anjiografisinde, hastanın kanser dokusunun beslendiği damarlar içerisine özel bir madde enjekte edilmektedir. İşlem bitiminde nükleer tıp biriminde bulunan özel bir görüntülemeyle hastaya verilen maddenin gerçekten kanserli dokuya tutunup tutunmadığı veya vücutta diğer organlara dağılıp dağılmadığı tespit edilir. Birinci aşamayı geçen hastalar ikinci aşama anjiografisine alınır. İkinci aşamada yine aynı şekilde anjiografik yöntemle yine karaciğerdeki kanserli dokunun damarsal yapılarına ulaşılır. Daha sonra birtakım özel mikro kateterler (plastik tüpler) ve mikro tellerle kanser odağını besleyen damarlar içerisine girilerek, bu damarlar içerisine nükleer tıp bölümünde önceden hazırlanmış olan, içerisinde radyoaktif madde ve tıkayıcı partikül (embolizan madde) bulunan özel bir karışım enjekte edilir. Böylelikle sadece kanser dokusu içerisine hem radyoaktif madde (radyoterapi) hem de damar tıkayıcı partiküller (embolizasyon) aynı anda verilerek çift etki elde edilmiş olur. Radyoaktif madde kanser odağının ışınlanmasıyla kanser hücrelerinin ölmesini sağlarken, diğer taraftan damar tıkayıcı partiküllerle kanser hücrelerinin kanla beslenmesi durdurulmuş olur. Bu çift etkiyle kanser hücrelerinin hem metabolizması yavaşlatılır (hastanın semptomlarında azalma olur) hem büyümesi engellenir hem de yayılması kontrol altına alınmış olmaktadır.

Radyoembolizasyon

Onkoloji ise hasta seçimi, tedavi algoritması, hasta takibi, tedavinin değerlendirilmesi, ek tedaviler gibi birçok konuda merkezi görev almaktadır. Diğer birçok branş bu tedavinin uygulanması, yürütülmesi konusunda ek katkılar sağlamaktadır.

Radyoembolizasyon hangi durumlarda kullanılır?

Karaciğerin kendi (birincil) tümörlerinde kullanıldığı gibi (örneğin; hepatoselüler kanser), karaciğere sıçrayan (metastaz yapan, ikincil) tümörlerde de (örneğin; kolon, meme, akciğer, böbrek vb. kanserlerin metastazları) etkilidir. Radyoembolizasyon tedavi yöntemi;

✔Kanser odağının küçülmesine,

✔Kanser odağının etkisinin azalmasına,

✔Kanser metabolizmasının azaltılmasına,

✔Kanser odağının karaciğer hücrelerine zarar vermesinin azaltılmasına,

✔Kanser semptomlarının azalmasına,

✔Kanser evresinin azalmasına,

✔Karaciğer nakli olacak hastalarda nakil için bekleme süresince tümörün yayılmasının önlenmesine,

✔Çok büyük kanser odağı bulunanlarda, ameliyata uygun olmayan hastalarda, ameliyat şansını artırmaya,

✔Kanser odağının boyutlarında azalma olmaksızın sadece metabolizması durdurulan veya boyut azalması olmaksızın hücre ölümü gerçekleşen hastalarda bile fayda görülmektedir.

Radyoembolizasyon nasıl etki eder?

Radyoaktif madde ışıma yoluyla kanser odağında tümör ölümü gerçekleştirirken, hastaya aynı anda verilen damar tıkayıcı mikro kürelerle kanserli dokunun beslenmesi ve kan akımı durdurulmuş olur. Çift etkiyle kanserli dokunun metabolizmasında belirgin azalma ve kanser hücrelerini ölümü gerçekleşir.

Radyoembolizasyonun avantajları nelerdir?

✔Yan etki azdır. Verilen radyoaktif madde ve mikro küreler, karaciğerdeki kanser dokusu içerisinde kalmakta, örneğin klasik kemoterapideki gibi ilacı diğer organlara yayılarak oluşturduğu yan etki bu tedavi şeklinde görülmemektedir.

✔Genel anestezi gerekmez. Lokal anesteziyle gerçekleşmektedir, hasta konforu ön plandadır.

✔Ameliyat şansı bulunmayan hastalara tedavi olanağı sunmaktadır.

✔Karaciğer nakli için sıra bekleyen hastalarda, bu süre zarfında kanser odağının kontrol altında kalmasını sağlar. Kanserin yayılarak hastanın nakil şansını kaybetmesini engeller.

✔Tedavi, kanser dokusunun sadece boyutunu küçültmekle kalmaz, metabolizma ve beslenmesini engellemektedir.

✔Tedaviye bağlı hastanede yatış süresi kısadır, çoğu zaman bir gündür.

✔Anjiografik olarak uygulanır, lokal-bölgesel tedaviler arasındadır, ameliyatsız bir işlemdir.

✔Kasıktan yapılan anjiografi dışında dikiş atılmaz, iz bırakıcı kesi yapılmaz.