Baş ve Boyun Kanserlerinde Erken Teşhisin Önemi - Kanser Hastanesi - Medical Park

Baş ve Boyun Kanserlerinde Erken Teşhisin Önemi

Sigara ve alkol kullanımı baş ve boyun kanserlerine davetiye çıkarıyor. Medical Park Bahçelievler Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Fehmi Döner, baş ve boyun kanserlerinin belirtileri, nedenleri, tanı yöntemleri ve tedavisi hakkında bilgi veriyor.

Baş ve boyun kanserleri olarak adlandırılan kötü huylu tümörler, yani beyin zarı ile göğüs kafesi arasındaki tüm bölgeyi tutan kötü huylu tümörlerdir. Baş ve boyun bölgesindeki kötü huylu tümörler, bütün vücut tümörlerinin 10′da biri kadardır. Baş ve boyun bölgesinde görülen bu tümörler en fazla baş boyunu içeriden ve dışından örten örtücü ciltte görülür ( deri veya ıslak deri=mukoza). Cilt tümörü burun, yanak, kulak kepçesi gibi güneş ışınlarına en çok maruz kalan çıkıntılı bölgelerde daha sık görülür. Baş-boyun bölgesinde ikinci en sık görülen kötü huylu tümör, bu bölgeyi içeriden örten mukoza dediğimiz dokularda görülür. Bölge olarak dudak ve ağız içindedir. Üçüncü olarak ise, gırtlak ve tükürük bezlerinde bulunur. Ancak baş ve boyun bölgesindeki tümörler buradaki tüm organlardan (yumuşak doku, kemik, damar vs) da çıkabilirler.

Baş ve boyun kanserlerinin sebepleri nelerdir?

Bu bölgede deriyi tutan tümörler öncelikle güneş ışınlarına maruz kalma nedeniyle ortaya çıkar. Kansere zemin hazırlayan birtakım iyi huylu kitlelerin kötü huyluya dönüşmesi sonucunda meydana gelebilirler. Baş ve boyun bölgesinde dış ortyamın etkilerine maruz kalan soluk borusu ve yemek borusu vardır.Gırtlağa (larenks) kadar bu iki boru beraber seyreder. Bu bölge dışarıdan kanserojen maddeleri aldığımız yerdir. Sigara ve alkol kansere zemin hazırlamada ilk sırada yer alırlar. Siğara ve alkol bu bölgeyi dudak ve burundan itibaren doğrudan temas edip etkileyerek bölgenin her bir yerinde kötü huylu tümör oluşturabilirler. Ayrıca sigara ve alkol bir arada kullanıldığında kanser oluşturma riskini de arttırmış olurlar. Bazı yörelerde insanların tütün çiğneme alışkanlıkları vardır. Bu da ağız içerisindeki kötü huylu tümörleri artırıcı rol üstlenir. Özetle tütüne ve alkole bağlı tümörler dudaktan başlayarak, ağız içi, dil, dil kökü, burun, sinüs, ses telleri, gırtlak, akciğer ve yemek borusu gibi pek çok organda adetta temas ettiği her yerde kansere neden olabilir. Bazı viral enfeksiyonlar genizde tümör oluşturabilir. Baş boyun kanserlerinde bütün bunlarla beraber açıklığa henüz kavuşmamış noktaların da var olduğu unutulmamalıdır.

Baş ve boyun bölgesindeki tümörlerin belirtileri nelerdir?

Ses kısıklığı veya ses bozukluğu
Çiğnemede ve yutkunmada güçlük
Baş ve boyunun herhangi bir kesiminde şişlik
Ağız içinde, dudakta dilde iyileşmeyen yaralar
Yanakta şişlik
ciltte iyileşmeyen yaralar
Ağızda uyuşukluk hissi
Kulak ağrıları veya işitme güçlüğü

Tanıda ne tür yöntemler var?

Bilindiği gibi baş boyun bölgesi çok girintili, çıkıntılı ve delikli yapıya sahiptir. Teleskopi ve görüntüleme teknolojileri sayesinde baş ve boyun bölgesindeki görülmesi zor, gizli kalan noktalar da daha iyi gözlemlenebiliyor. Tanıda ilk önce doktora başvuran hastaya tam bir kulak burun boğaz muayenesi yapılır. “İndirekt laringoskopi” denilen optik ışıklı aletlerle gırtlağa ve ses tellerine bakılır. En karanlık noktaları bile aydınlatan bu aletler hastaya hiç bir şekilde zarar vermez. Bu işlem ağız içerisinden ve hiçbir uyuşturmaya gerek kalmadan 20-30 saniye içerisinde yapılır. Açılı teleskopla gırtlağa, ses tellerine, ses tellerinin yanına ve yutağa bakılır. Bunun dışında genzi, dili ve dilaltını kontrol etmek de gerekiyor. Dilde şişlik, kabarıklık, sertlik söz konusu ise parmakla sertlik kontrol edilir. Şüphelenilen bir durumda ise MR ve tomografi yöntemlerine başvurulur. Ardından hastalığın yapısı öğrenmek isteniyorsa altın standart patolojidir. Uzun süredir olan veya şüpheli bir kitlenin iyi ya da kötü huylu olduğunu anlamak için parça alınarak mutlaka patoloji incelemesi yapılmalıdır. Patoloji sonucuna göre kesin tanı konduktan sonra tedaviye karar verilir. teadvi planlanmasında radyoloji ve diğer dallarla birlikte hareket edilir.

Tedavide neler var?

Tedavide ameliyat, radyoterapi( ışın tedavisi) ve kemoterapi olmak üzere üç temel yöntem vardır. Bu nedenle de bir ekip şeklinde takip edilir. Doktorları bir avcı gibi kanseride çok salgırgan av olarak düşünelim. Avcının elinde ameliyat, radyoterapi ve kemoterapi olmak üzere 3 farklı kurşun var. Avcı tehlikeli avı bunlarla vurabilir. Bazen ameliyat kurşunuyla vurduktan sonra diğer kurşunlarla ölüsüne de sıkıp emin olur. bazende avın durumuna göre diğerleriyle vurur. Ama gecikmemeli, yaralı bırakmamalı , emin oluncaya kadar izlemeli ve tam temizlemelidir. Yoksa yine saldırır.

Tedavide öncelikle tümörün cinsi, yerleştiği yer ve büyüklüğü tedavideki seçeneğin belirlenmesinde çok önemlidir. Örneğin gırtlaktaki bir tümörün evresi veya yerleşim yeri hastalığın tedavisini çok etkiler. Ses telindeki küçük bir kötü huylu tümör basit işlemle, boğaza delik kalmadan, konuşması korunarak tedavi edilebileceği gibi aynı cins tümör gırtlaktakises teline bitişik kıkırdağa da atlamışsa çok daha büyük ameliyatlar gerekir. Eğer gırtlaktaki bir kanser erken evrede yakalanırsa hastanın boğazında delik kalmadan, konuşması ve yemek yemesi sağlanarak tedavi edilir. Benzer şekilde dudaktaki küçük bir tümör, basit bir kesiyle tedavi edilebilir. Fakat dördüncü evrede yakalanılan bir dudak tümörü, çene kemiğinin çıkarılmasını dahi gerektirebilir. Dildeki birinci, ikinci ve üçüncü evrede yakalanan bir tümör de rahatlıkla tedavi edilebilir. Ama tümör dilin tamamını, ağız tabanını tutmuşsa ve çeneye yayılmışsa bu kez çeneyi de çıkartmak gerekir. Bu durumda ise hastanın konuşması, yemek yemesi zor olur ve böylece iyileşme süreci de uzar.

Erken evre tümörlerinde ameliyatla beraber radyoterapi (ışın tedavisi) seçenekleri de mevcut. Kemoterapi de bir alternatif olabilir; özellikle “nazofarenks kanseri” denilen geniz tümörlerinde ilk seçenek ışın tedavisi. Baş ve boyun bölgesini tutan lenfomalarda yine ilk seçenek kemoterapi, radyoterapi, ilaç tedavisi. Ama bunun dışında baş boyun tümörlerinde öncelikle cerrahi tedavi önerilir. Cerrahi tedavi sonrasında gerekli durumlarda ise ışın ve ilaç tedavi ilave edilir. Her ne aşamada yakalanırsa yakalansın bu bölgenin kanserlerini ameliyat yaparken öncelikli hedef tümörü ortadan kaldırmak ve mümkün olan en fazla miktarda da kalan kısmı korumak amaçlamaktayız. Böylece hastalar ameliyat sonrası yeme , içme, nefes alma ve çeşitli yöntemlerle konuşmasını sağlamak mümkün olmaktadır.

Hastalar tedaviden sonra nelere dikkat etmeli?

Hasta ameliyat edildikten sonra yaklaşık bir hafta ya da 10 gün sonra taburcu edilir. Taburcu edildikten sonra iki ay yakından takip edilir. Bu süre zarfında hastanın yemek yemesi ve soluması garanti altına alınır. Baş boyun tümörü olan hastalarda yapılan araştırmalarda kişinin vücudunda ikinci bir tümör oluşması normal bireylere göre daha fazladır. Bu nedenle ikinci bir tümörün gelişip gelişmeyeceğini, boyundaki lenf bezelerinde ya da ameliyat yerinde nüks etme durumunun gözlemlenmesi gerekir. Sonraki aşamalarda pratik olarak hastanın altı ayda bir kontrole gelmesi önerilir. İlk beş yıl altı ayda bir muayeneye gelinir. Kontrollerde akciğerde kontrol edilir. Daha sonra ise takip sayısı yılda bire düşer. Son olarak da hastalara mutlaka kansere neden olan sigara ve alkolün bırakılması tavsiye edilir.

Sigara ve alkol, kansere zemin hazırlamada ilk sırada yer alıyor. Baş boyun kanserlerinin erken teşhis ile başarılı bir şekilde tedavi edilebileceği unutulmamalı ve herhangi bir belirtide mutlaka doktora başvurulmalı!

Baş ve Boyun Kanserlerinde Erken Teşhisin Önemi hakkında bilgi almak için hemen başvurun!

Kullanım Sözleşmesini okudum ve kabul ediyorum